Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt Zaferinin 952. yıldönümü

Özel İçerik

Takvimler 26 Ağustos 1071’i gösterdiğinde, Malazgirt ovasında, Türk milletinin kaderini değiştirecek büyük bir meydan muharebesi yapıldı. Sultan Alparslan önderliğindeki Türk ordusu ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen’in muharip birlikleri arasında geçen savaş, Türk tarafının tartışmasız üstünlüğüyle son buldu. Savaş sonrası Anadolu’nun kapıları ardına kadar açılırken, Hristiyan bir imparatorun, Türk ve Müslüman bir hükümdara esir düşmesi tarihin seyrini değiştirdi. Peki Malazgirt savaşının Türk tarihi açısından önemi nedir?

Malazgirt Meydan Savaşı

Malazgirt Meydan Savaşı, 26 Ağustos 1071’de, Büyük Selçuklu Devleti ile Bizans (Doğu Roma) arasında gerçekleşen savaştır. Sultan Alparslan’ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Savaşı, “Türklere Anadolu’nun kapılarını kesin olarak açan savaş” olarak bilinir.

Büyük Selçuklu Devleti’nin temellerinin atıldığı 1040 Dandanakan Savaşı’ndan sonra Merv şehrinde toplanan büyük kurultayda alınan kararlar çerçevesinde batı yönünde büyük fetih hareketleri başladı.

Malazgirt meydan savaşının nedenleri

Anadolu’nun bir Türk yurdu haline getirilmesi için yapılan akınlar sırasında Doğu Roma imparatorluğu’nun (Bizans) başına geçen Romen Diyojen, gittikçe artan Türk fetihlerini durdurmak amacıyla büyük bir orduyla Mart 1068’de Anadolu seferine çıktı. Ardından yapılan iki seferde kesin başarı kazanılamadı.

Malazgirt’e doğru

Bunun üzerine İmparator Romen Diyojen, doğrudan İran’a ulaşıp Selçuklu başkentini ele geçirerek sorunu kökünden halletmek için öncekilerden daha güçlü bir orduyla yola çıktı. 200 bin kişilik ordu Peçenek, Uz, Kıpçak ve Hazar Türkleri ile İslav, Alman, Bulgar, Frank, Ermeni ve Gürcülerden oluşturuldu ve güçlü silahlarla donatıldı. Bu sırada Selçuklu Sultanı Alparslan Suriye’de idi.

Malazgirt Savaşı öncesi

Sultan Alparslan, Fatimîler ile meşgul iken gelen Bizans elçisi İmparatorun Menbiç’e karşılık Ahlat ve Malazgirt’in iadesini istediğini bildirdi. Bizans İmparatorunun büyük bir orduyla ilerlediği haber alan Sultan, elçiyi sert bir cevapla geri gönderdikten sonra seferini yarıda kesip Musul’a yöneldi, yorgun ve yaşlı askerlerini terhis ederek taze kuvvetlerle Anadolu’ya geçti. Silvan’da iken İmparatorun Malazgirt Kalesi’ni zaptedip halkı kılıçtan geçirdiğini öğrenince Ahlat’a doğru yola çıktı. İmparatorun arkasını güvence altına almak amacıyla Ahlat’a gönderdiği birlikler Ahlat Selçuklu Garnizonu kumandanı Emîr Sunduk tarafından bozguna uğratıldı.

Aynı ideale hizmet eden ordu

Çeşitli milletlerden oluşması sebebiyle birlikten mahrum 200 bin kişilik Bizans ordusuna karşılık Selçuklu ordusu aynı ideale hizmet eden yaklaşık 50 bin kişilik Müslüman Türklerden ibaretti. Sultan Alparslan’ın beraberinde Gevherâyin, Afşin, Sav Tegin, Sunduk ve Ay Tegin gibi Anadolu’yu ve Bizans’ı iyi tanıyan tecrübeli akıncı beyleriyle Artuk, Tutak, Dânişmend, Saltuk, Mengücük, Çavlı, Çavuldur ve Porsuk gibi Selçuklu devletinin değerli emîrleri bulunuyordu.

Sultan Alparslan’ın Tuzağı

Alparslan, öncü savaşlarından sonra Ahlat’tan ayrılarak Ahlat-Malazgirt arasındaki Rahve ovasında karargâhını kurdu ve askerlerini tepelere yerleştirip ovayı kontrolü altına aldı. Bizans ordusunun büyüklüğü sebebiyle meydan savaşına girişmeye henüz karar vermediğinden görünüşte barış teklifinde bulunmak, gerçekte ise düşmanın durumunu tespit etmek için İmparatora bir elçilik heyeti gönderdi. İmparator, Sultan Alparslan’ın bu elçilik heyetini köşeye sıkıştığı için gönderdiğini zannederek teklifi reddetti. Bunun üzerine Sultan Alparslan ordusunu savaş düzenine geçirip süvarilerini vadide pusuya yatırdı. Bizzat kumanda edeceği 4 bin kişilik hassa askerini merkez hattına yerleştirdi. Bir süre sonra, merkez hattında Romen Diyojen olmak üzere Nikephoros Bryennios, Aliattes ve Andronikos Dukas gibi kumandanların yer aldığı Bizans ordusunun da savaş düzenine girmesiyle iki ordu karşı karşıya geldi.

Cuma Hutbesinde Sultan Alparslan’a Dua

Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh, İslâm dünyasının yakından ilgilendiği Malazgirt Muharebesi’nin Sultan Alparslan tarafından kazanılması hazırladığı dua metninin Cuma namazında bütün İslâm ülkelerindeki minberlerden okutulmasını emretti.

Sultan Alparslan’ın Malazgirt konuşması

Cuma günü öğleye kadar orduyu denetleyen ve kumandanlarına son direktiflerini veren Alparslan, ordusuyla birlikte Cuma namazını kıldıktan sonra “Ölürsem kefenim olsun” dediği beyaz bir elbiseyle askerin karşısına çıktı ve şu konuşmayı yaptı: “Ben, Müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehid olarak cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.” Sultan Alparslan, bu ünlü konuşmasının ardından ilk hücumu başlattı.

Malazgirt Savaşı nasıl kazanıldı?

Şiddetli çarpışmaların ardından Sultan Alparslan’ın bizzat yönettiği Kurt Kapanı (Turan, Hilal Taktiği) taktiği ile Bizans ordusu çembere alındı. Öte yandan Bizans ordusunda savaşan Peçenek, Uz, Kıpçak (Türkleri) askerleri Selçuklu tarafına geçti. Neticede öğle vaktinden geceye kadar devam eden bu meydan savaşında Bizans ağır bir yenilgiye uğradı. Ordunun büyük bir kısmı kılıçtan geçirildi, İmparator ve çok sayıda general esir alındı, askerlerin ancak bir bölümü kaçarak canlarını kurtarabildi.

Malazgirt Meydan Savaşının sonuçları

Sultan Alparslan İmparatora bir savaş esiri değil bir konuk hükümdar muamelesi yaptı. İki hükümdar arasında geçen müzakereler sonunda bir barış antlaşması imzalandı. Buna göre,

İmparator kurtuluş akçesi olarak 1,5 milyon altın verecek.

Bizans Devleti her yıl Selçuklu’ya 360.000 altın vergi ödeyecek.

Bizans’ın elinde bulunan bütün İslâm esirleri serbest bırakılacak.

Bizans gerektiğinde Selçuklu’ya askerî yardımda bulunacak.

İmparator kızlarından birini sultanın oğluna nikâhlayacak.

Antakya, Urfa, Menbiç ve Malazgirt Selçuklu’ya bırakılacak.

Romen Diyojen’in hazin sonu

Barış antlaşmasının imzalanmasından bir gün sonra Sultan Alparslan, Romen Diyojen’i İstanbul’a uğurladı. Ancak Bizans Senatosu, mağlûbiyet haberini alınca Romen Diyojen’i tahttan indirip yerine VII. Mikhail Dukas’ı İmparator ilân etti. Bizans kuvvetleri tarafından teslim alınan Romen Diyojen getirildiği Kütahya’da gözlerine mil çekilerek hapse atıldı; ertesi yıl da Kınalıada zindanında öldü.

Malazgirt Savaşı’nın yankıları

Savaştan sonra İsfahan’a giden Alparslan, Abbâsî halifesi ve bütün İslâm hükümdarlarına fetihnâmeler göndererek kazandığı zaferi müjdeledi. Bu haber ulaştığı her yerde büyük coşkuyla karşılandı ve bütün Müslümanlar üzerinde derin bir etki meydana getirdi. Halife Kāim-Biemrillâh, Alparslan’a değerli armağanlarla birlikte özel bir mektup göndererek kazandığı zaferden dolayı onu kutladı ve ona çeşitli unvanlar verdi. Diğer İslâm memleketleri hükümdarları da Alparslan’ı özel heyetlerle değerli armağanlar ve tebriknâmeler gönderip kutladı. Ayrıca devrin şair ve edipleri sultan hakkında kasideler, çeşitli övgü yazıları kaleme aldı.

Malazgirt Meydan Savaşı’nın Türk Tarihi açısından önemi

Malazgirt Muharebesi Türk ve dünya tarihinin dönüm noktalarından biri oldu. Bu zafer sonunda, Bizans’ın bütün maddî imkânlarını kullanarak hazırladıkları büyük ordu dağıldığından daha sonraki yıllarda Türkler önemli bir direnişle karşılaşmadan kısa zamanda Ege ve Marmara kıyılarına kadar ilerledi ve fethettikleri toprakları vatan edinip Anadolu Selçuklu, Saltuklu, Mengücüklü, Dânişmendli, Dilmaçoğulları, Ahlatşahlar, Yinaloğulları, Çubukoğulları ve Artuklu devletlerini kurdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x